tag: hürriyet

18 Mart

18 Mart 2009, Çarşamba

dur yolcu! bilmeden gelip bastığın,
bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
eğil de kulak ver, bu sessiz yığın,
bir vatan kalbinin attığı yerdir.

bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda,
gördüğüm bu tümsek, anadolu’nda,
istiklal uğrunda, namus yolunda,
can veren mehmed’in yattığı yerdir.

bu tümsek, koparken büyük zelzele,
son vatan parçası geçerken ele,
mehmed’in düşmanı boğuldu sele,
mübarek kanını kattığı yerdir.

düşün ki, hasrolan kan, kemik, etin
yaptığı bu tümsek, amansız, çetin,
bir harbin sonunda, bütün milletin,
hürriyet zevkini tattığı yerdir

Çanakkale Zaferini kazanarak, vatanı ve bayrağı için şehit olan kahraman MEHMETÇİK‘leri minnet ve şükranla anıyorum.
Aziz ruhları şad olsun.

Manifesto

25 Kasım 2008, Salı

“Bu artık bizim dünyamız… Elektronun ve devre anahtarlarının dünyası… Saniyede akıp giden veri birimlerinin güzelliği… Çıkar peşinde koşuşan açgözlülerin elinde olmasaydı; son derece ucuz olabilecek, zaten mevcut olan bir hizmeti para ödemeden kullanıyoruz. Keşfe çıkıyoruz… Ve sen bize suçlu diyorsun. Bilgiyi arıyoruz… Ve sen bize suçlu diyorsun. Bizim ten rengimiz, milliyetimiz, dinsel bağlantılarımız yok. Ve sen bize suçlu diyorsun… Sen atom bombaları yapıyor, para için savaşlar çıkarıyor, hile yapıyor ve bizim tüm bunları kendi iyiliğimiz için yaptığına inandırmaya çalışarak yalan söylüyorsun… Hala biz suçluyuz… Evet, ben suçluyum, suçum merak.”

The Mentor

Cumhuriyet Bayramı

28 Ekim 2008, Salı

Sene 2008… Türkiye Cumhuriyeti’nin 85. yılını kutlayacağız.

Günlerden 28 Ekim… Bir bayram arifesi tatilin keyfini çıkartırken gözümüz haberlere takılıyor. Ne görsek beğenirsiniz. AK Parti, partili belediye başkanlıklarına bir yazı göndererek ertesi gün yapılacak olan resmi kutlamalar hariç tüm eğlence ve şölen programlarını güya “içinden geçilen hassas dönemde toplumsal sorumluluk ve duyarlılık bilincinin gereği olarak” iptal ediyor.

(daha fazla…)

Woofer ve Dostlarla Bir Çift Kelam

03 Aralık 2007, Pazartesi

Belkide Cem Karaca bu sözleri sevdası adına söylemişti. Ya şimdilerde ne mümkün?
Siz söylemeye çalışanız sevdadan yana mı mutluluk ve hür yaşamdan yana mı olurdunuz?
Bana göre seçim zor!
Neden mi? Çünkü bu kadar savaş zulüm ve acımasızlığa sahip dünyada ne mümkün!
Hür değilsen mutluluk nasıl yüzünde belirsin?
Sistem adamı olmuş ve sadece kampüs hayatında koşturan bizler
gün gelecek patronumuzun mutluluğu icin koşturacagız.
Erkekler özellikler çoluk çocuk derdine düşecek!
Karşı çıkmak mı? O da olmaz! Dünya can pazarı! Pazarda canlar çok! Hem de çok!
Sen olmazsan başkası! Yürekli yiğitler nerdeler,
annelerine ağlama diyenler nerdeler?
Benim mutluluğa ve hür yaşama böyle özlemim varken, nasıl aşık olayım?
Olsamda nasıl yaşayayım? Olduğunda da senin gibi kim düşünüyor?
Tek yapabildiğim bembeyaz bir hayat dilemek kendime..

janislucani

Özgürlük

28 Ağustos 2007, Salı

özgürlük

“rüzgarda savrulan yaprak özgür değildir.”
özgür olabilmek için seni kısıtlayan her şeyden, herkesten, her düşünceden uzaklaşmalısın.
bu yalnızlık acı verecek.
kendine dönmelisin. kendini tanımalısın herkesten önce.
sakın vazgeçipte geri dönme. döneceğin yer senin ait olduğun yer değil.
eğer gerçekleri istiyorsan, yalnız gerçekleri, devam et.
aksi halde, zahiri mutluluklar istiyorsan, bu senin seçimin, dön geri.
uzaklaş kendinden, kaybol diğerlerinin arasında.

(daha fazla…)