Gündeme Dair

Saçmalıyoruz

14.12.2008, Pazar

7-8 gün oluyor Eskişehir‘e geleli malum bayram tatili filan… Zamanı çoğunlukla evde geçen hemen her Türk evladı gibi ben de televizyon karşısında vakit öldürüyorum.

Her ne kadar sevmediğim bir iletişim aracı da olsa çevredeki tüm muhabbetin “Üzüm Var Ümit” ve “Umrumda Değil Şeyda” üzerinden döndüğünü gördükçe insan ister istemez kendini Sahra hanımın tabaklarından çıkan kılların akıbetini izlerken buluyor. Hani bir laf vardır tecavüz kaçınılmazsa diye o hesap. Aslında bize ne Nil’in aşifteliğinden, bize ne açılan kutudan kırmızı veya mavi çıkmasından di mi?

Diyorum ki artık tamam, bitti herşey, düşünecek birşeyimiz kalmamış bizim toplum olarak. Yolsuzluklar, açılımlar, seçimler, ayaklanmalar yapıladursun biz kutu açalım, Ümit’in alamadığı puanlara üzülelim. Koyun misali televizyon başında kıç büyüten Türk halkına 100 puan, 16 yaşındaki bir çocuk için aslanlar gibi ayaklanan Yunan halkına 0 puan veriyorum. Ayrıca kimyonu da fazla kaçmış bunun… Eved…

Gündeme Dair

Burası Beşiktaş!

29.11.2008, Cumartesi

Alayına Gider!

Bilişim

Manifesto

25.11.2008, Salı

“Bu artık bizim dünyamız… Elektronun ve devre anahtarlarının dünyası… Saniyede akıp giden veri birimlerinin güzelliği… Çıkar peşinde koşuşan açgözlülerin elinde olmasaydı; son derece ucuz olabilecek, zaten mevcut olan bir hizmeti para ödemeden kullanıyoruz. Keşfe çıkıyoruz… Ve sen bize suçlu diyorsun. Bilgiyi arıyoruz… Ve sen bize suçlu diyorsun. Bizim ten rengimiz, milliyetimiz, dinsel bağlantılarımız yok. Ve sen bize suçlu diyorsun… Sen atom bombaları yapıyor, para için savaşlar çıkarıyor, hile yapıyor ve bizim tüm bunları kendi iyiliğimiz için yaptığına inandırmaya çalışarak yalan söylüyorsun… Hala biz suçluyuz… Evet, ben suçluyum, suçum merak.”

The Mentor

Hayat

Yalan Rüzgarı

21.11.2008, Cuma

Yalan Rüzgarı; bir çoğumuzun severek izlediği, bir çoğumuzun büyük bir nefret beslediği dizilerdendir. Hangi birimizin aklına Krikit, Eşli, Viktır yada ne bileyim Daglıs diyince birşeyler gelmiyor. Bir dönemin çocukluğu, hatta uzun bir dizi (!) olduğundan gençliği (çok şükür ki çocuklukla atlattım) bu diziyle geçip tükenmiştir. Ben de o jenerasyona dahil biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki; Yalan Rüzgarı küçüklüğüme dair büyük bir hatıradır. Çoğu zaman atarim ile oyun oynayamama, çizgi film ile çakışma yaşanan saatlerde gerginliklere sebep olsa da güzel bir anıydı Yalan Rüzgarı. Sonraları benzer formatta birçok dizi çekildi ama evlerdeki televizyon sayısının artması ile aile içi gerginliklere Yalan Rüzgarı kadar sebep olmadılar.