Sevgili hocam, topuklu ayakkabılarınız kürsüye her vurduğunda çıkan ses, odunda yara açan baltayı hatırlatır bana. Uzaklara giderim bir kır evine. Sonra aklıma bir ırmak gelir. İçinde alabalıklar. Yaramaz çocuklar gibi zıplarlar suda.
Balık deyince karnı acıkır Hakan’ın, levrek ister canı. Yanında bir de çoban salata… Çobanı geldi ya aklına kır evine döner. Balığın yanında açar bi rakı. Sonra ırmağın sesi azalır, bir müzik başlar fonda: “hani kuşlar ağaçlar…”
Hakan Sözer – Microprocessors dersinde..
Friendfeed‘deki MÜ-YAP tartışmalarından sonra bir grup kuruldu ve orada konuyla ilgili neler yapılabileceği tartışıldı. Çok başarılı fikirler bulunduktan sonra ise son olarak bu fikrin hayata geçirilmesine karar verildi. Yapacağınız şey çok basit. Gördüğünüz bu CD kapaklarını, içine boş bir CD koyup (veya ne koymak istersiniz onu), aşağıda verdiğimiz adrese postlamanız yeterli. Eylemin başarılı olması için herkesin bu hareketi desteklemesi gerekiyor. Kuryeye verseniz bile olur. Yeter ki katılın.
Adres: Mü-Yap Bağlantılı Hak Sahibi Fonogram Yapımcıları Meslek Birliği Kuloğlu Mah. Turnacıbaşı Sok. No:16 Kat:5 80070 Beyoğlu istanbul.
CD Kapakları indirme linki: MÜ-YAP CD
kaynak: elma+alt+shift
Ne kadar pratikte işe yaramayacağı kanısında olsam da ilk fırsatta göndereceğim, karınca misali…
Kategori: Olay | Etiket: özgür müziğe dokunma!, özgür müzik, özgürlük, cd, erişim, kurye, last.fm, mü-yap, myspace, protesto, sansür, sansüre sansür |
11 Mayıstan bu yana blog ile ilgilenmemekteydim. Geçenlerde Google PR güncellemesi sonucunda 2 olan pr’ımın 3′e yükseldiğini farkettim. Benim bile 2 aydır girmemiş olmama rağmen Google’ın bana böyle bir kıyak geçmesinin arkasında doğa üstü bazı güçlerin olduğu düşüncesi kafamı yiyip bitirmekteyken, “dur hele biraz ilgileneyim siteyle de bi işe yarasın PR artışı” dedim.
Uzuuunca bir aradan sonra neler yaşandığına dair ufak bir özet geçecek olursak…
- Okulda 3. senem bitti. Kaldığım ders yok bu dönem. Geriden ders de alıyordum ama hiçbirinden kalmamış olmam sevindirdi.
- Yaz okuluna kaldım CS 202 alabilmek için, haftaya bitiyor.
- Yaz stajı için Ford Otosan İnönü Fabrikasından kabul almama karşın tesiste Bilgisayar Mühendisi bulunmaması sebebiyle okula kabul ettiremedim. Son dakika hamlesiyle Cyber Park‘da yer alan bir bilişim şirketinde 3 Ağustos’ta başlamak üzere kabul aldım.
- Babam kaza geçirdi. Ankara’daydım, sınavlarım var diye benden saklamışlar. Bir hafta sonra Eskişehir’e gittiğimde haberim oldu.
İşte böyle…
Kategori: Hayat | Etiket: ankara, şeker bilişim, baba, bilgisayar mühendisliği, bilkent üniversitesi, cs 202, eskişehir, ford otosan, google, kaza, okul, pr |
Sanal ortamdaki keyfi sansürleme politikasının gerçek hayata da ulaşması kaçınılmaz hale gelmiştir. Bugün “müstehcen” bulunarak kapatılan bir site, yarın bir heykele, bir filme, bir kitaba dönüşecektir. Sanal ortamdaki yasaklamaların, eninde sonunda sokakta izdüşümleri olacaktır.
Dolayısıyla, çok geç olmadan SansüreSansür demenin zamanıdır.
SansüreSansür ekibi yenilenen sitesiyle 11 Mayıs 2009 Yay! Hareketini başlatmıştır.
Ayrıntılı bilgi için http://www.sansuresansur.org/yay-hareketi adresini kullabilirsiniz.
Bugün internetine sansür, yarın hayatına sansür. Sessiz kalma.
Kategori: Olay | Etiket: film, heykel, kitap, manifesto, müstehcen, sansüre sansür, sosyal medya, tepki, video, vimeo, yay, yay! hareketi |
Yerel seçimlere 2 gün kaldı. Bu kadar az zaman kalmışken AK Parti’nin çirkin oyunlarının, küçük sayılabilecek çevremde dahi ne kadar belirgin bir hal aldığını gözlemlemek zor değil.
Ankara‘da oylarının Mansur Yavaş tarafından bölünmesi sonucunda kaybedeceğini hisseden İ. Melih metrolarda seviyesiz iftiralarının yer aldığı el broşürlerini dağıtırken, Eskişehir‘de Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen‘in ailesini hedef alan asılsız iddialar, onlara göre yandaş sayılmayan medya grupları tarafından yayınlanıyor. Bunlara ek olarak İ. Melih; Kılıçdaroğlu tartışmasındaki başarısızlığının faturasını kestiği Uğur Dündar’ı bulduğu her fırsatta kötülüyor. Geçtiğimiz gün yayınlanan ikinci iddianamede yer alan ve Dündar’ın mesleki geçmişini ve aile namusunu ayaklar altına alan bölümler, kimlerin egosunu ne şekilde tatmin etmek için konulmuş kim bilir.
Dağıtılan kömür, para ve beyaz eşyayı alarak demokratik haklarını satılığa çıkarmış insanların saha çalışmalarına çıkıp hak, hukuk ve adaleti mazlum edebiyatını da söylemlerine entegre ederek savunmasını komik ve yersiz buluyorum.
Olanları görmek umut zedeleyici olsa da milletime güvenim sonsuz.
Kategori: Gündeme Dair | Etiket: aile, ak parti, akp, ankara, belge, beyaz eşya, broşür, chp, dündar, demokrasi, dsp, ergenekon, eskişehir, gökçek, i. melih, iddianame, ikinci iddianame, istanbul, kılıçdaroğlu, kömür yardımı, kemal kılıçdaroğlu, mansur yavaş, mazlum edebiyatı, melih gökçek, meslek, metro, namus, para, siyaset, uğur dündar, yandaş medya, yılmaz büyükerşen, yerel, yerel seçim, yerel seçimler, yerel yönetim |
dur yolcu! bilmeden gelip bastığın,
bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
eğil de kulak ver, bu sessiz yığın,
bir vatan kalbinin attığı yerdir.
bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda,
gördüğüm bu tümsek, anadolu’nda,
istiklal uğrunda, namus yolunda,
can veren mehmed’in yattığı yerdir.
bu tümsek, koparken büyük zelzele,
son vatan parçası geçerken ele,
mehmed’in düşmanı boğuldu sele,
mübarek kanını kattığı yerdir.
düşün ki, hasrolan kan, kemik, etin
yaptığı bu tümsek, amansız, çetin,
bir harbin sonunda, bütün milletin,
hürriyet zevkini tattığı yerdir
Çanakkale Zaferini kazanarak, vatanı ve bayrağı için şehit olan kahraman MEHMETÇİK‘leri minnet ve şükranla anıyorum.
Aziz ruhları şad olsun.